BİZ NEYİ NORMALLEŞTİRDİK?
Hatay’da bir babanın küçük kızını TikTok’ta oynatıp “normal bu” diyerek savunması toplumsal değerlerdeki norm erozyonunun çarpıcı bir örneği. Yoksulluk, ataerkillik, algoritmalar ve yasal boşluklar birleşince çocuk başkalarının tükettiği “içerik”e dönüşüyor. Asıl soru hâlâ ortada: Biz neyi normalleştirdik?
Hatay’da TikTok skandalı: Çocuk Artık İçerik mi?
Hatay’da bir baba. Henüz reşit olmayan bir kız çocuğu. TikTok’ta açılan canlı yayın.
Kız oynuyor. Baba izleyicilerle etkileşime giriyor. Sonra eleştiriler geliyor. Baba bu kez küfürle cevap veriyor. Ve en kritik cümleyi kuruyor: “Normal bu.”
Normalin Çöküşü
İşte meselemiz burada başlıyor. Çünkü bu “normal” sadece bir adamın cüreti değil. Bir kitlenin toplumun değerlerinden kopuşunun, norm erozyonunun ifadesi.
Aşırı fakirlik de aşırı zenginlik de aynı sonucu doğuruyor. Toplumun ahlak terazisini bozuyor. Yoksulluk içinde sıkışan aile kolay para umuduyla çocuğunu sahneye sürüyor. Şatafatın sarhoşluğuna kapılan zengin de kendi sınır tanımazlığını yaşam tarzı diye dayatıyor. İki uç da bizleri ortak normlardan uzaklaştırıyor. Ortada kalan geniş kitle ise bütün bunları izliyor.
ŞOVLAŞTIRILAN REZALET
Televizyonlardaki gündüz kuşağı programları. Magazin kuşakları. Sosyal medyanın bitmeyen videoları. Hepsi bu uçların sergilediği çarpıklıkları orta sınıfa birer eğlencelik ya da ibretlik malzeme gibi sunuyor.
Seyirlik hale getirilen yoksulluk. Şovlaştırılan rezalet. Normalleştirilen sınır ihlali.
İnsanlar ya gülerek ya da öfkeyle bakıyor. Ama bakıyor. Ve her izlenme bu düzeni besliyor.
Bu nedenle sadece sahnedekilere odaklanmayalım. Sahneyi mümkün kılan kitle de var. Çünkü bir içerik, ancak alıcısı varsa yaşar. Baba kızını oynatıyor ama binlerce kişi de o yayına bağlanıyor. Kimileri merakla kimileri tepki için kimileri gizli bir hazla. Algoritma niyeti değil sayıyı görüyor. Ve maalesef sayılar bu çarpıklığı ödüllendiriyor.
GÜÇ, PARA UĞRUNA ÇOCUKLAR İÇERİĞE DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR
Bireysel ahlaksızlar artıyor doğru. Ancak mesele bunun çok ötesinde. Daha derin bir yapı söz konusu: Yoksulluk, ataerkil kontrol, algoritmik ödüllendirme ve yasalardaki boşluklar. Bütün bu dinamikler birleştiğinde, çocuk başkalarının para, güç ya da görünürlük uğruna tükettiği bir ‘içerik’ haline geliyor.
Hatay’daki baba bugün gözaltında. Çocuk devlet korumasında. Bu doğru bir adım. Ama bu tekil olayın ötesine geçmezsek yarın başka bir evde, başka bir ekranda, başka bir çocukla aynı tabloyu görmeyeceğimizin garantisi yok.
Son Soru
Çünkü asıl mesele toplumun norm erozyonu. Aşırı fakirliğin çaresizliği ile aşırı zenginliğin şatafatı aynı sonuca çıkıyor: Ortak değerlerden kopuş. Bu kopuşun görüntüleri ise ekranlarda eğlence ya da ibret niyetine servis ediliyor.
Baba “normal bu” dediğinde aslında sadece kendi dibe düşmüşlüğünü değil hepimizin hızla içine sürüklendiği bu erozyonu dile getiriyordu.
Ve geriye tek bir soru kalıyor: Biz neyi normalleştirdik?
