Suçun Saçı Olmaz
Tas traşı yasaklanarak suç bitmez. Bütün tas traşı olan gençler suçlu değil. Ama suça karışanların bir kısmı bu modeli tercih ediyor. Çünkü suç işleyen de işlemeyen de aynı sosyal çevrede büyüyor. İşte tam da bu yüzden hepsini aynı kefeye koymak büyük bir hata.
Saç Yasaklanarak Suç Bitmez
Arabesk Yasaklandığında Ne Oldu?
Arabesk müzik yıllarca TRT ekranlarında “sakıncalı” sayıldı. Devletin resmi radyolarında çalınmadı.
Ama ne oldu?
Arabesk yok olmadı.
Tam tersine varoşlarda büyüdü, serpildi. Çünkü arabeski besleyen şey radyo, televizyon değildi. Göç, yoksulluk, işsizlik ve dışlanmışlıktı. Yasaklandıkça gençlerin gözünde daha sahici, daha “bizden” oldu.
Gençler Neden Tas Traşı Seçiyor?
Bugün aynı yasakçı tartışma “tas traşı” denen saç modeline çevrilmiş durumda. Yanları kazıtılıp üstü uzun bırakılan bu kesim bazı çevrelerde doğrudan “suçlu tipi” olarak etiketleniyor. Çünkü sokakta ya da medyada suça karışmış birçok gencin saçında aynı modeli görüyoruz. Peki ya işin öteki yüzü? Suça hiç bulaşmamış on binlerce genç neden aynı saç stilini tercih ediyor?
Bazı gençler için suçlu imajı topluma mesaj vermenin yolu.
İyi bir eğitim ve iş imkânına ulaşamadan büyüyen, değersizlik hissi yaşayan genç kendini korumak istiyor.
Tehditkâr bakış, sert saç kesimi ya da sokak kültüründen alınan kıyafetlerle “ben güçsüz değilim” diyor.
“Ben bir topluluğun parçasıyım, bana bulaşma” mesajı veriyor.
Bu saç modeli onun için adeta bir tür sosyal zırh.
Yasak Öfkeyi Artır
Peki çözüm ne? Bazıları “okullarda yasaklansın, medyada hiç gösterilmesin” diyor.
Soruyorum: Bir saç modelini yasaklayarak suçu bitirebilir miyiz?
Bilin ki yasak sembolü büyütür. Dün arabeskin yasaklandıkça güçlenmesi gibi bugün de saç yasağı bu modeli cazip hale getirir. Sıradan bir saç modeli bir anda “yasaklı kimlik” olur. Bu da öfkeyi, aidiyet arayışını ve toplumsal kopuşu derinleştirir.
Suçu Doğuran Saç Değildir
Suçu doğuran saç değildir.
Suçu doğuran şey işsizliktir.
Eğitimsizliktir.
Sokakta hayatta kalma mücadelesidir.
Bütün tas traşı olan gençler suçlu değil. Ama suça karışanların bir kısmı bu modeli tercih ediyor. Çünkü suç işleyen de işlemeyen de aynı sosyal çevrede büyüyor. İşte tam da bu yüzden hepsini aynı kefeye koymak büyük bir hata. Böyle yaptığımızda sorunları çözmek yerine büyütüyoruz. Suç işlememiş olanları da potansiyel suçlu gibi görerek dışladığımızda aslında onları suçun kapısına biraz daha yaklaştırmış oluyoruz.
Medyanın Rolü
Medyanın sorumluluğu büyük. Suç haberlerinde saç modelini, kıyafeti ya da görünüşü öne çıkarmak, “saç = suç” algısını besliyor. Oysa yapılması gereken suçu doğuran ekonomik ve sosyal nedenleri göstermek.
Son Söz
Bugün tartışmamız gereken şey şu: Bu gençler neden sembollere sarılmak zorunda hissediyor? Neden saçlarını bir aidiyetin, bir öfkenin, bir haykırışın simgesine dönüştürüyorlar?
Cevabı bulmak için aynaya değil, bu gençlerin yaşadığı evlere, sokaklara bakalım.
Çünkü mesele saç değil !

Benim Varoş Hikayem (2017)