Çürümüş Elitler, Kırılgan Liberal Demokrasiler
Fransa eski Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin 5 yıl hapis cezası, liberal demokrasilerin kırılganlığını gözler önüne serdi. Dava çürümüş elitler, liberal demokrasilerin kırılganlığı ve popülizmin yükselişi arasındaki tehlikeli ilişkiye işaret ediyor.
Bir zamanlar dünya liderleriyle aynı masada oturan Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy geçen hafta beş yıl hapse mahkûm edildi. Bu dava toplumun ve liberal demokrasilerin önümüzdeki dönemde gideceği yön hakkında bize bazı ipuçları veriyor.
Fransız mahkemesi Sarkozy’nin Libya’dan gelen karanlık paralarla kampanyasını finanse etmeye çalıştığına hükmetti. Ama kararın satır aralarında daha incelikli bir şey var. Mahkeme, doğrudan “parayı aldı” diyemiyor. Yani ortada bavullar dolusu nakit para yok ama “örgütlü bir çabanın içinde yer aldı” diyor.
Bugünün yolsuzluğu artık bavullarla taşınan paralarla değil, görünmez ilişkiler ağıyla yapılıyor. Yolsuzluk siyasetçilerle iş insanları arasındaki gizli anlaşmalar, diplomatik dostluklar ve çıkar ortaklıkları üzerinden ilerliyor.
Sarkozy’nin mahkûmiyeti aslında yıllar içinde dizilen çürümüş siyasal elitler zincirinin yeni halkası. Hatırlayın, Fransa eski Cumhurbaşkanı Jacques Chirac usulsüzlükten hüküm giymişti. Başbakan François Fillon’un pahalı takım elbiseleri gündem olmuştu. Almanya’da Christian Wulff, İtalya’da Berlusconi, liste uzayıp gidiyor.
Halkın Gözünde Siyaset
Bir zamanların “örnek vatandaş” imajı taşıyan devlet adamları bugün halkın gözünde “çıkar ilişkileri simgesi”ne dönüştü. Bu tablo 2. Dünya Savaşı sonrası kurumsallaşan liberal demokrasilerin meşruiyetini aşındırıyor.
Bu nedenle başta Fransa’da olmak üzere Batılı ülkelerde özellikle gençler sandığa gitmiyor. Elbette bunun tek nedeni bu değil. Ekonomik umutsuzluk ve temsil krizi de etkili. Ama Sarkozy davası onlar için “İşte kanıt” dedirten bir olay. Ancak siyasal yelpazenin diğer ucunda, özellikle sağ seçmenlerin önemli bir kesimi aynı davayı ‘politik bir operasyon’ olarak değerlendiriyor.” Adaletin tecellisi ile adaletin araçsallaştırılması arasındaki ince çizgi, toplumun ortasında dev bir fay hattı yaratıyor
Popülizmin Altın Çağı
İşte tam bu ortamda popülist liderler ve aşırı sağ güçleniyor. Marine Le Pen ve benzeri liderler bu davayı şimdiden propaganda malzemesi yaptı bile. “Bakın” diyorlar, “sistemin elitleri çürümüş, yozlaşmış. Tek temiz biziz.”
Bu sadece Fransa’ya özgü değil. ABD’inde Trump, Macaristan’da Orban, İtalya’da Meloni. Hep aynı söylem. Çürümüş elitler popülistlerin en büyük sermayesi haline geliyor. Liberal demokrasiler kendi yarattığı çürümenin gölgesinde popülizme alan açıyor.
Sarkozy’nin mahkûmiyeti bize çelişkili bir tablo sunuyor:
Bir yanda hukuk işliyor, kimse dokunulmaz değil. Ama aynı zamanda siyaset halkın gözünde daha da kirleniyor. Yani bu dava hukukun üstünlüğünü pekiştirirken paradoksal biçimde halkın gözünde siyaseti daha da kirli gösteriyor. O halde gelecek günlerde üzerinde düşünmemiz gereken asıl soru şu : Liberal demokrasiler çürümüş elitlerini mahkeme kapısına gönderdikleri gün güçlenir mi yoksa daha da kırılgan hale mi gelir?
